Şükretmek

Bir örnek edinmeksizin Yaratan Yüce Rabbimiz’in bize verdiği tüm nimetler, insanın düşünmesi, Allah’a bağlanması ve O’na karşı olan aczini anlayıp şükretmesi içindir.

İnsanın iman etmesi için, sadece aldığı nefesi düşünmesi bile yeter. Nefes almak, bizim için bir reflekstir. Nefes almak için herhangi bir planlamaya ihtiyaç duymayız. Vücudumuzdaki muhteşem mekanizma, bulunduğumuz ortamlara ve durumlara göre ihtiyacımız olan oksijenin bir ayarlamasını yapar. Yürürken, koşarken, kitap okurken ve uyurken ihtiyacımız olan oksijen miktarı kusursuz bir şekilde hesaplanır ve vücudumuz kendisini buna göre ayarlar.

Bizi hayatta tutan sebepler oldukça fazladır ve çoğu da bizim hiçbir rolümüz olmadan gerçekleşir. Üstün Yaratıcı Rabbimiz, bize kusursuzca sunduğu bu sebepleri durmaksızın yaratmaya devam etmektedir. Bu nimet, düşünebilenler için, Allah’ın kudretini gereği gibi takdir ve O’na iman etmek için çok büyük bir nedendir.

Eğer Allah’ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. Nahl Suresi,18

Allah’ın insana verdiği nimetler, bu ayette de bildirildiği gibi sayılamayacak kadar çoktur. Özellikle diğer canlılardaki özellikler ile kıyaslandığında, insanların ne kadar çok özelliğe sahip olduğu anlaşılabilir. Örneğin, baş parmağı sadece insan kullanabilmektedir. Sadece insan gülebilir ve diğer hayvanların seslerini çıkarabilme özelliğine sahiptir. İnsan köpek, kuş ya da başka hayvanların ses taklitlerini yapabilir, ancak hayvanlar sadece Allah’ın vermiş olduğu kendilerine özel seslerini kullanabilirler. Hayvanlar belli yiyecekleri yiyebilirler, insanlar ise çeşit çeşit yiyeceklerle beslenmektedirler.

 

Bütün canlılar Allah’ın ilhamıyla, O’nun kendilerine verdiği görevlerini yerine getirmektedirler. Örneğin arı, Allah’ın ilhamıyla, ihtiyacı olmadığı halde insanlar için sürekli bal üretmektedir. Kuran’da söz edildiği gibi, canlı ya da cansız, yaratılmış herşey fıtratına göre davranmaktadır. Sadece insan hariç; o sahip olduğu bu kadar nimete rağmen nankörlük etmektedir. Hayvanlar teslimiyet gösterirken, insan Yaratıcısına teslim olmakta zorlanmaktadır. Kuran’da Allah’a iman etmeyen insanların ruh hali şöyle ifade edilmektedir:

Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. A’raf Suresi, 179

Ancak Allah’ın nimetlerinin farkında olan ve iman eden insanlar farklıdır. Allah onlar için kesintisiz bir ecri müjdelemektedir:

Doğrusu, biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.
Sonra aşağıların aşağısına çevirdik. iman edip salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana dini yalanlatabilir?
Allah hükmedenlerin hakimi değil midir? Tin Suresi, 4-5-6-7-8

Allah’ın verdiği nimetleri, şükrederek ve sadece O’nun hoşnutluğunu kazanmak için kullanmak gerekir. Allah’ın bize sunduğu nimetler sadece maddi olanlarla sınırlandırılamaz. Allah’ın verdiği güç, kuvvet, ilim, konuşup kendini ifade edebilme özellikleri de bizlere verilmiş nimetlerdir. Yürümek için gereken gücü veren ve adımı attıran Allah’tır; o halde o adımı dünya hayatına ve şeytanın yoluna değil, Allah’ın yoluna atmak gerekir. Nutku verip konuşturan Allah’tır; ancak konuşurken Allah’ı anmamak büyük haksızlık olur. Allah, ilminden dilediği kadarını insana vermiştir ve o ilmin de Allah rızası için kullanılmaması büyük hatadır. Allah rızası için kullanılmayan bütün nimetler için ahirette organlarımız şahitlik edecektir. Allah Kuran’da, nimetlerden sorgulanacağımızı şöyle haber verir:Sonra o gün, nimetten sorguya çekileceksiniz. Tekasür Suresi, 8

Kimi insanlar çok büyük nimet ve güzellikler içerisinde yaşadıkları halde, bu nimetlerin Allah’ın kendilerine bir lütfu olduğunu gereği gibi düşünmezler. Rabbimizin kulları için yarattığı bu sayısız rızık ve güzelliğin var olmasını ve kendilerine sunulmuş olmasını, gaflet hali içerisinde sıradan bir olay gibi görürler. Ancak bu nimetlerden biri ellerinden gittiğinde, bunların değerini anlarlar.

Allah insanın tek dostu, yardımcısı ve koruyucusu, sığınıp yardım dileyebileceği tek Varlık’tır. Varlığını borçlu olduğu, her an onu koruyup kollayan, merhamet eden, nimetlendiren, rızıklandıran, yalnızca esirgeyen ve bağışlayan Allah’tır. Bu nedenle bu apaçık gerçekleri görmezden gelmek, elbette ki Allah’ın azabıyla karşılık bulabilir. Allah Kuran’da insanları bu gerçekle uyarmış, şükreden kullarına verdiği nimetleri de sürekli arttıracağıyla müjdelemiştir:
“Rabbiniz şöyle buyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, Benim azabım pek şiddetlidir.” İbrahim Suresi, 7
Yüce Rabbimiz’in lütfuna, merhametine, nimetine ve yakınlığına karşı nankörlük etmek, görmezden gelmek, dünyada ve ahirette, karşılığından çok sakınılması gereken bir davranıştır.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir